Son dönemlerde teknoloji dünyasında yaşanan gelişmeler, dolandırıcıların yöntemlerini de köklü bir şekilde değiştiriyor. Yapay zeka (YZ), yaratıcılığı sadece sanatsal alanlarla sınırlı kalmayıp, suçluların yeni teknikler geliştirmesine de olanak sağlıyor. Dolandırıcılar, yapay zeka destekli sistemlerle oluşturdukları gerçekçi kadın görselleri ile 483 milyon liralık bir vurgun yaparak, siber suçların boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Peki, bu dolandırıcılık nasıl gerçekleştirildi ve mağdurlar bunun önüne geçmek için ne yapabilir?
Gelişen yapay zeka teknolojileri, artık sadece endüstriyel ve bilimsel alanlarla sınırlı kalmadı. Sanal dünyada kullanılan YZ algoritmaları, son derece gerçekçi kadın görüntüleri yaratma yeteneğine sahip. Dolandırıcılar, bu teknolojiyi kullanarak sahte kadın profilleri oluşturarak, sosyal medya platformları ve çevrimiçi tanışma uygulamaları üzerinden mağdurları hedef alıyor. Gerçek bir insan gibi görünen bu yapay kadınlar, dolandırıcılık faaliyetlerinin temelini oluşturuyor. Üstelik bu dolandırıcılar, Instagram ve Facebook gibi sosyal medya mecrasında oluşturdukları sahte hesaplarla insanları kolaylıkla manipüle edebiliyor.
Süreç, sahte kadın profillerinin sosyal ağlarda yayılmasıyla başlıyor. Dolandırıcılar, bu profilleri kullanarak potansiyel mağdurlarla tanışıyor, onlara çeşitli duygusal manipülasyon teknikleriyle yaklaşarak güven kazanmaya çalışıyorlar. İlişkiler ilerledikçe, bu sahte kadınlar genellikle acil durumlar, sağlık sorunları veya maddi zorluklar bahanesiyle mağdurlardan para talep ediyor. Sosyal mühendislik teknikleri ile kurbanlarını ikna eden dolandırıcılar, elde ettikleri paralarla büyük vurgunlar yapıyorlar. Bu duruma düşen pek çok kişi, dolandırıldıklarını anladıklarında tedbir alınmayan büyük kayıplarla yüzleşmek zorunda kalıyor.
Yapay zekanın sunduğu olanaklar, dolandırıcılık faaliyetlerini hem hızlandırıyor hem de daha az çaba gerektiriyor. Gerçekten nitelikli içeriklerle donatılan bu yapay profil görüntüleri, dolandırıların işini oldukça kolaylaştırıyor. Birçok mağdur, sahte hesaplarla baştan çıkarıcı görüntülerle karşılaştıklarında, bunların gerçek insanlarla yapıldığına inanarak kolayca manipüle olabiliyor. Dolandırıcılık dolayısıyla oluşan maddi kayıpların yanı sıra, psikolojik olarak da mağdurlar üzerinde derin yaralar açıyor.
Bu noktada, bireylerin bilinçli olması ve dijital ortamdaki ilişkilerini daha dikkatli bir şekilde gözden geçirmeleri gerekiyor. Kendi görüntülerine ve kişisel bilgilerine dikkat etmenin yanı sıra, tanımadıkları insanlardan gelen taleplere karşı temkinli olmaları oldukça önemli. İnternette yapılan herhangi bir işlemin ve ilişkilerin arkasındaki gerçekliğin sorgulanması, gelecekte daha büyük kayıpların yaşanmasının önüne geçebilir.
Sonuç olarak, dolandırıcılığın boyutları giderek artıyor ve teknoloji bu süreçte suçlulara yeni olanaklar sunmaya devam ediyor. Yapay zeka kullanılarak oluşturulan sahte kadın profilleri, yalnızca maddi değil aynı zamanda duygusal olarak da büyük yıkımlara yol açıyor. Bu nedenle bireylerin dijital okuryazarlığını artırmak, tedbir almak ve çevrimiçi güvenliği sağlamak için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. Toplumumuzun bu yeni tehdit karşısında daha duyarlı olması, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde büyük öneme sahip. Unutulmaması gereken, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, gerçek bir insanın güveni kazanmak için çok daha derin bir anlayış ve dikkat gerektirdiğidir.