Türkiye’nin gözdelerinden biri olan Kartalkaya, geçen yıl yaşanan büyük yangın felaketiyle yüreklere kazındı. Yaz aylarının başlarında başlayan ve kısa sürede büyüyerek kontrol altına alınamaz bir hal alan bu yangın, bölgeyi derinden etkiledi. Yangının ardından yaklaşık bir yıl geçmiş olmasına rağmen, o günün yaraları henüz kapanmadı. Yangın, sadece doğaya değil, aynı zamanda burada yaşayan insanlara da büyük acılar yaşattı. Yangın faciasında kaybedilen hayatlar, aileleri ve sevdikleri için unutulmaz bir yas haline geldi. "Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım" diyen bir babanın hikayesi, yangının ardında bıraktığı derin acıları gözler önüne seriyor.
Kartalkaya’da gerçekleşen yangın, bir çok ailenin hayatını değiştirdi. Sevdiğini kaybedenler, geride kalanların hatıralarıyla yüzleşmek zorunda kaldı. O gün yaşananlar, çoğu ailenin aklında silinmeyecek bir iz bıraktı. Yangın, ormanlık alanları, dağları ve en önemlisi de insan yaşamını tehdit etti. Gözleri yaşlı aileler, sevdiklerini kaybetmenin derin acısı ile sarsılırken, yangının etkileri hala taze. Alevlerin sarmaladığı ağaçlar kadar hayatta kalanlar da bu facianın etkisinde kalmaya devam ediyor. Kamuoyunda oluşan bu derin yaralar, toplumun afetlere karşı ne kadar hazırlıksız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Yangının üzerinden bir yıl geçtikten sonra bile, unutulmaz hatıralar silinmiyor. Yangın sırasında kızını kaybeden bir baba, yaşadığı acıyı anlatırken "Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım" diyor. Bu cümle, bir babanın içinde taşıdığı derin acının bir özeti gibidir. Yangından sonra,yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, bu tür felaketlere karşı daha iyi önlemler almak için çalışmalara başladı. Ancak, yaşanan acılar ve kayıplar, ne kadar önlem alınsa da, bir daha asla telafi edilemeyecek. Yangın sonrası dönemde, sadece fiziksel değil, psikolojik ve duygusal destek de önem kazandı. Yangın sonrası mental sağlık destek programları, kazazedelere yeni bir yaşam yolu sunmaya çalıştı.
Hayatlarını kaybedenler için çeşitli anma etkinlikleri düzenlenirken, acıların da her zaman hatırlanması gerektiği vurgulanıyor. "Unutmadık, unutturmayacağız" sloganıyla düzenleyen topluluklar, hem kaybedilen hayatları anmakta hem de gelecekteki yangınlar için farkındalık yaratmakta kararlı. Kartalkaya'daki bu trajedi, sadece bölgenin değil, tüm Türkiye’nin karşılaştığı bir tehlikeyi gözler önüne serdi. Doğa olayları her ne kadar öngörülemez olsa da, insanlık olarak buna nasıl hazırlıklı olduğumuz sorusu, gündemden düşmüyor.
Bölge halkı, bağışlar ve yardımlar sayesinde kendilerini biraz olsun toparlamaya çalışıyor. Yangın sonrası kalkınma projeleri ve destek programları, bölgenin yeniden toparlanmasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Ancak, psikolojik destek ve sosyal hizmetlerin de önem kazandığı bu süreç, kayıpların acısını hafifletmeye yetmiyor. Kartalkaya üzüntü ve acıyla dolu anılarla baş başa kalırken, diğer bölgelerden de sel felaketleri ve yangınlar gibi acı olayların yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Biliyoruz ki, en büyük felaket sadece doğaya değil, insan ruhuna da dokunan aynı zamanda telafisi olmayan kayıplardır. Kartalkaya yangını, bu kayıpların ne denli derin olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Unutmadığımız sürece belki de bir daha böyle acılar yaşamayız.